Öze Yolculuk II

Okumak, evreni okumak, her çiçekte, her ağaçta, her yıldızda var olan küçük alemlerde sırlı büyük alemleri görmek değil mi? Etrafına, her gün karşına çıkan mucizelere, eşyanın hakikatine bakmak, onu okumak, özünde saklı gerçekliğe ulaşmak değil mi? Kur’an “oku”, Mesnevi “dinle” derken; bu hakikatlerin ne kadar uzağına düşmüşüz? Mesnevi,  konuşmaktan, kendi sesimizi duymaktan hakikatin seslerini unuttuğumuz dünyaya, evrene, mucizeleri görmeye bir davet değil mi?

Tek başına ney bile üzerinde bulunan yedi delikle, akıl ve gönül gözüyle bakmayı,  kainatın hoş seslerini duymayı, muhabbetin kokusunu almayı, hep kapalı tutulan son delik ise ağızı simgelerken az konuşmaya işaret etmiyor mu? Bu benzetme bile az konuşmanın değerini düşündürmüyor mu?

Sonra Aborjinler geliyor aklıma, konuşmadan kilometrelerce uzaktan, zihinden zihine, gönülden gönüle konuşarak anlaşan ve Marlo Morgan’ın kitaplarında yaşamları pek güzel anlatılan gönül gözünü açabilmiş insanlar... Bu insanlar suretlere değil yüreklere bakanlardan, bugün bizlerin birbirimizi gönüllerimize bakmadan suretlerimizle yargıladığımızın çok ötesinde bir bilgelik ve ruha sahip davranarak her birimize \'kaynak aynı kaynak, yol aynı yol dedirtmiyor mu ?

Belki de ilahi sesi duymak, öze yol almak için öncelikle az konuşmak ve evreni, kendimizi dinleyerek öze, hakikate, yüreklere yol almak gerekmiyor mu? “Şah damarınızdan daha yakınım” ya da “Yere ve göğe sığamadım, mümin kullarımın kalplerine sığdım” denmesi, gönül gözü ile bakabilmenin, aşkın, sevginin en geçerli dil olduğunu göstermiyor mu? Öyleyse ney gibi son delik, ağzımızı, dilimizi mühürleyerek diğer duyularımızı güçlendirmeye, öze, hakikate yol alabilmeye, gönül gözüyle bakabilmeye, sevgi diliyle konuşabilmeye, kalpten kalbe yol alabilmeye niyet etsek kararmış, kapanmış kalplerin de açılmasına yol olmaz mı?

Okumak, evreni okumak, her çiçekte, her ağaçta, her yıldızda var olan küçük alemlerde sırlı büyük alemleri görmek değil mi? Etrafına, her gün karşına çıkan mucizelere, eşyanın hakikatine bakmak, onu okumak, özünde saklı gerçekliğe ulaşmak değil mi? Kur’an “oku”, Mesnevi “dinle” derken; bu hakikatlerin ne kadar uzağına düşmüşüz? Mesnevi, konuşmaktan, kendi sesimizi duymaktan hakikatin seslerini unuttuğumuz dünyaya, evrene, mucizeleri görmeye bir davet değil mi?

Dip Not

Her Hakkı Saklıdır ©

İşbu Web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları BENDENSENDENBİZDE'e aittir. İşbu web sitesinin yapısı ve içeriği, sitede kullanılan her türlü görsel malzeme Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır.

Sitede yer alan bilgilerin çoğaltılması, başka bir lisana çevrilmesi, saklanması veya işleme tutulması da dahil, BENDENSENDENBİZDE 'in önceden yazılı iznine tabidir. Bu sebeple işbu sitede yer alan bilgiler BENDENSENDENBİZDE'in yazılı izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, sunulamaz ve aktarılamaz. Sitenin bütünü veya bir kısmı diğer bir Web sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz.

BU KATOGORİDEKİ Diğer Gönderimler

Taştaki Türk'ler

Taştaki Türk'ler

Toprağın Tuzu

Toprağın Tuzu

Hayat Ağacı

Hayat Ağacı